Yumuşacık kalbiyle beni kucaklayan Nick Drake'e sevgiler. Bu öyküyü bu şarkı(tıkla) eşliğinde dinleyiniz.
Bir kafede buluştuk bugün uzun bir aradan sonra. Her zamanki gibi geç kaldım. Bu kez farklı bir masaya oturmuştu. Geç kalmam umurunda bile değildi. Halbuki yolda bahanelerimi sıralarken hangi mimik ve jesti kullanacağıma kadar planlamıştım. Evet, itiraf ediyorum yine uyanamamıştım. Bana çok sinirlenirdi geç kaldığım için, ama şimdi...Ayağa kalktı, sarıldı usulca. Çok özlemişim.
Lafladık biraz...
Sonra durup baktı. ''Saçlarını mı kestirdin sen kısalmış?'' dedi. ''ha saçlarımı kestireli 2 ay oldu aslında bu uzamış hali'' diye yanıtladım bozulduğumu belli etmemek için zoraki bir gülümsemeyle.
Bozulmuştum çünkü; onu upuzun süredir görmüyordum. Görememeyi geçtim haber dahi alamıyordum. O bir tuğla koydu, ben bir tuğla koydum derken aramızda kocaman bir duvar oluşturmuştuk. O ne halde, ben ne haldeyim 3 yıldır bilmiyorduk. Zaman, duvarlar bla bla...
Tam bunları düşünürken garson geldi, menülerimizi getirdi. Ben menüye bakarken, o da gözlerini dikmiş bana bakıyordu. ''Ne oldu?'' dercesine ona baktım.Garsona dönüp''bizim kız menüden bişey seçme konusunda çok kararsızdır. Sen bize iyisimi biri orta biri sade 2 türk kahvesi yanında da 2 sade soda kap getir?'' dedi. Sonra onay bekler cinsten bana baktı. Şaşırdım. Çocuksu bir sevinçle kafamı salladım. ''bu arada kusura bakma bizim her zamanki masamıza oturacaktım ama bizden önce kapılmış malesef '' dedi. Sustuk bir süre. Gülümseyerek birbirimize baktık.
Gülüşünde ''korkma bişeyin olduğu yok'' vardı. Güven vardı. ''hala'' vardı. ''hep'' vardı. ''güneş'' vardı. Aramızdaki buzdan duvarlar eridi birden. Hissettim. Mesafeler kayboldu bir anda.
''Hadi bir sigara yak'' dedim. Camel paketini ortaya koydum. Bu kez şaşırma sırası ondaydı. Gülüşümüze güneş taktık. Kaldığımız yerden sohbetimize devam ettik. Birbirimizin güneşiyle aydınlandık.
Senin bu samimi, sıcak, içinde kendimi bulduğum yazılarını özlemişim. Daha sık ugra buralara. Bazı ilişkiler sanki daha dün görüşmüşsün gibi devam etsede onların neslide yavaş yavaş tükeniyor. Zaman geçtikçe daha mı bencil oluyoruz? Beni arayıp sormayanı ben neen arayayım ki diyenler çoğalıyor. Sanırım gercekten sevmiyoruz. Ya da unutmaya daha kolay alışıyoruz. Zamanında 3 gün ayrı kalsam eksilirim, canım yanar dedigim kisilerle belki 2 yıl oldu sacma sesdizliklerden dolayı kapalı ama bak eksilmedim. Toparlamak iyi olur sanırım ama isteğim yok. Kaybolup gidiyoruz
YanıtlaSil