Translate

15 Kasım 2013 Cuma

Dünya Badem Günü

'Bende Özledim' dizisi tam da gününde bence. 'Tam'da olmuş bir dizi. Her cuma severek ve beğenerek izliyoruz. Haftanın yorgunluğunu atıyoruz falan. ımmmh yanaklarından makas al, öp.

Aylaklık ne şahane şeymiş. Diyorum ki şimdi kendimi boşuna yemiş bitirmişim  bunca zaman 'hemen iş iş iş' diye. Bir kere hemen iş güç koşturup insanların ortasında bulmayacağım kendimi. Sabah kahvaltısını hazırladığım için çocuk gibi sevinen anneciğimle şahane dakikalar yaşıyoruz mesela. Kahvaltı keyfi ile başlayıp kahve keyfi ile sabah faslını sonlandırıyoruz. Aylağım gibi öğlene kadar uyuduğum yok 8:30'da zınk uyanıyorum. Günü kaçırmak hata çünkü. Spordu, yazıydı, dersti derken gün geçiyor zaten. Uzaktaki dostlarla sohbet muhabbet derken.

Sağlıklı yaşama taktım. Bahçem olsun organik meyve sebze yetiştireyime kadar gittim. Kararlıyım hacı yapıcam. Kefir yapıyoruuum been hey gidi heey. Onu da yapamam mı sandın? Ya bu arada sahilde yürürken bir amcaya rastladım bugün almış kitabını, almış birasını vay arkadaş bir keyifler bir keyifler. Gülümsedim. O da bana gülümsedi. Sahil kasabasında oturmakta böyle bişey sanırım dedim.

Kafamı dinliyorum ben bolca. Kendimi unutmuşum onca stres, savaşın ortasında. Kendimi hatırlıyorum. Bakım yağları, spor, diyet, güzel kitaplar, filmler, müzikler de sağolsunlar bana yardımcı oluyorlar. Kendimi hatırlamam için şu sıralar dosta falan ihtiyacım yok. Bu başka bir şey çünkü. Ben kendime bir evren kuruyorum. Sağlam, korkusuz bir evren olmalı bu bir de bağımsız. Çünkü bir sabah uyandığımda fark ettim ki neyden korktuysam başıma geldi ve hayat o kadar da kötü değil. Hatta o zamanlar hayal ettiğim düzenden daha mutluyum. Olsaydı bu kadar olmazdım sanırım.

Annem uyandırdı aslında beni de. Dedi ki bana ''çok şanslı zamanlar geçiriyorsun. bak kaç senedir uzağında olan kızın yanında. belki  yine gidecek bir yerlere mutlu olmana bak dedim kendime'' gülümsedim. 'evet ya' dedim. evet.

İnsan kendisini unutmaya başladığında boşluklar oluşuyor içinde o boşlukları da bir bağımlılıkla dolduruyorsun. Yemek, insan, içki bla bla sen doldurabilirsin içini.

Ama ben istedim ki ne ben unutayım kendimi ne de başkaları unutsun. Hatta hatırlatalım karşımızdakine, yardımcı olalım. Saçma sapan bağımlılıklara ve duygulara sürüklemeyelim birbirimizi.

Ben küçükken de hep oyunlarda ne kural konduysa ona uydum. Sonra kural koyanlar bir bir gittiler. Kime güvendiysem onun dediğine uydum. Duvarında  ''sadece sizin söylediklerinize inandım''  yazan Fikrim Bar'a sevgiler bu arada. Ama hep unuttum önce karşındaki değil sen gelmelisin kuralını. Unuttum işte. İnandım ya da karşımdakine, dostuma, sevgilime... İşin komik yanı bundan sonra akıllanır mıyım o da muamma. Ama bildiğim bir şey varsa da hep yarım bırakıldım. Neyin sözünü verdiysem kendimi öldürerek sahiden iki elim kanda sözümü tuttum. Ama gel gör ki... Hayatın bu son yarım bırakma hamlesi biraz ağır oldu. Beklemediğim bir noktadan darbe aldım çünkü. Ama ne yapalım.

Yandım, kül oldum biraz bekleyip doğarım bir sabah elbet.

16 Kasım hep dünya badem günü olarak kutlanıcak, hep.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder