Translate

12 Ekim 2010 Salı

sevgili mandalina...
nasılsın? ölüyorum hastalıktan. yok lan aslında ölmüyorum ama abartıyda işin içine koyabiliriz. mandalinanın antidepresan etkisi varmış. evet. böyle turuncu ve dilim dilim olduğun için. kışın sobaların üzerine kabuğun konduğu için ya da bazılarınn çocukluk anılarında(şimdi soba mı kaldı desene) böyle bir kaç anı bıraktığın için ya da ya da hastayken annen bir tabak dolusu mandalinayla yanına geldiği için. belki de hiç bir neden olmaksızın isviçreli bir bilim adamının araştırmasına maruz kaldığın için olabilir. ama çok güzelsin ve hasta yatakta ve bir kış gününde arzulanasısın.
haftasonu istanbuldaydım. iyice inanmaya başladım biz kadınların birer ilizyonist olduğunun. peki ya etrafta çocuk yokken ilizyon yapıp buna inanmanın ne gibi bir eğlencesi vardır ki? çevremde beni fazlasıyla kategorilere sokup, yargılayan insanlar var. dost, sevgili, insanlar ve gereksizler. hepsine ardından kıçımdan kocaman bir kahkaha atıyorum. ayıp bu! bilmem ne! gibi kızgınlıklarım geçti. eğer yaşıyorsan kendi değer yargılarına göre insan ilişkilerini şekillendirebilirsin fakat bu karşındaki insandan devamlı birşey beklemek değildir. insanlar ''beni sahiplen'' deyip, beni ''rahat bırak'' mesajı veriyorlar. yanımda iki kız bir çocuk hakkında konuşuyorlar. kız çocuğu çok  üzdüğünü söylüyor. kimsenin kimseyi o kadar üzmeyeceğini düşünüyorum.ilerlemezler o kadar.
tanrı ''yeryüzünde sahiplendiğin sürece hata yaparsın'' dedi.
hastayım ve şimdi bir tabak dolusu mandalina, battaniye ve tv karşına kurulma lüksü yaşayabilseydim.
fakat güzel bir kitaba başladım, güzel bir yolculuk yaptım ve blues festivalini dört gözle bekliyorum.



not:mandalinanınantidepresanetkisiyalan.
öptüm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder