çok koştuğum ama bir adım bile ilerleyemediğim bir dönemden geçtim. bazen iyidir diyor içimdeki bir ses. içimde o kadar çok ses var ki zaten. mesela bir tanesi durmadan seninle konuşuyor ve bir pencere kenarında seni dinliyor. sana sorduğum soruları duyup bana cevap vermene şaşırmıyorum.(yok yalan söyledim hala seninle aramızdaki şu bağ beni şaşırtıyor)
can'dan ayrılaman...
şaşırtıcı ancak bir o kadar rahatlatıcı. fidelle evimize gittim bende. ikimizinde aynı anda terk ettiği hani. herşey yerli yerinde duruyordu. uyudum yatağımızda, yanıma kedimiz vikingi aldım. sabah bir iki tıkırtıyla uyandım, sonra tekrar uykuma döndüm. kalktığımda onun kokusunu duyumsadım evde. odaları dolaştım koşarak. ve bir baktım herşeyini toplamış ve gitmiş. tekrar oraya gelecek, bilir gidişlerimde arkamda not bırakmadan gitmeyeceğimi ve hep o notu merak eder, gelir.
çok buhranlı bir dönemdi!!! anladım ki ben ölürsem mutsuzluktan ölürüm.
insanlara şaşırıyorum. nasıl bu kadar basit oluyorlar?
bilirsin, ben severim insanları ve bu hallerine çok üzülüyorum!
sabahları küfür ederek uyandığım oldu. apartman tepelerine atlasam ölür müyüm diye baktığım da. sonra birilerini tanıdım, güzelce sarıldım ve sıcacık hissettim kendimi. senden bahsediyorum bol bol onlara ve bu beni mutlu ediyor.
en son sana:''abaküsündeki gelen fillerden, giden filleri çıkar kendinle topla eksilmiyorsan mutlusundur'' dedim. sonuç ne oldu?
evdeyim...
sahilde uzun bir yürüyüş yaptım. sahil kentlerini kış mevsimi daha çok seviyorum.
sen uçmalısın!!! senin yerin gökyüzü ve uçmak cesaret ister. adam'a inancının erimemesine pek sevindim doğrusu.
iyiyim ben aslında baktım çok koşup ilerleyemiyorum bende oturdum hayatı izledim. bir sen eksiksin hadi gel..
seni çok ama çok seviyorum. duyuyorum, hissediyorum ve anlatıyorum. biliyorum sende orada aynı şeyi yapıyorsun.
:)
lina'n
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder