Translate

9 Şubat 2011 Çarşamba

naber kedicik?







çocuk kalmak kötü değildir.
 kötü olan şey; yarattığın oyunlara insanları dahil edip, karşındaki insan oyunu güzelleştirmeye çalışırken ''sıkıldım git'' demektir.
biz terk etmenin acısını oyun sırası karşımızdaki insana geçince ''ben oynamayacam, sıkıldım'' deyip gittikten sonra balkondan aşağıya baktığımızda, onu orada tek başına iki kişilik oyunu oynamaya çalıştığını gördüğümüzde hissediyoruz.
işin ilginç yanı ilk defa da böyle terk ediliyoruz. sıramızı büyük bir heyecanla bekledikten sonra oyun arkadaşımız gittiğinde...


şu fotoğrafı  çektiğimde 16 yaşındaydım. jansetle, ilayda üniversiteyi kazanmıştı. ben yalnızdım evde. bir de tabi yeni taşınmıştık antalyaya. fazlaca yalnız hissediyordum yani.  canım sıkılınca kendimle oynardım. annemle babam alışmışlardı artık bu hallerime. evde böyle gezen bir böcek işte :)
insan kendisini haddinden fazla ciddiye alıyor 16-17 yaşlarında.
yalnızlığın bunalım nedenin oluyor. 
ilk yalnızlığımızla karşılaştığımız yaşlar o zamana tekabül ediyor galiba. ergenlik bunalımı deniyor buna sonra...
hani herkesin seni çok sevdiğini düşünüp aslında abarttığın kadar kimsenin seni önemsemediğini görme zamanın işte.
pilli bebeğin ''kedi'' şarkısını bilir misiniz? o dönemler bol bol dinlerdim. bugün yine aklıma geldi şarkı. dinledim. sonra bu fotoğrafım geldi aklıma. paylaşıyorum işte sizinle.
 16 yaşımla karşılaşsam ona ne derdim acaba? dedim bugün içimden. hiç bir şey demezdim işin doğrusu, sadece kocaman sarılırdım. zaten bana soru soracam diye, konuşturmazdı beni. sonra dersahaneye geç kalıyorum diye koşarak giderdi yanımdan.
yok yok!
iktisat okuduğum için kızardı güzelce sonra ''sevgilin var mı?'' derdi. yalnızlığımın nedenini öğrenince de ''boku yemişim anlayacağın'' deyip güler giderdi. 


ama






hayat işte bee.... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder