Translate

6 Şubat 2011 Pazar

insanlar hiç bilmiyor doktor





sevgili doktor bey. görüyor musunuz bak döndüm dolaştım yine size geldim. sizden korkuyorum. her seferinde bir şekilde ne yapıp edip kan tahlili istiyorsunuz benden ve gidipte kolumu uzattığımda, kanımı aldırdıktan sonra tansiyonum düşüyor benim.
kapıda onlarca insan var. hepsi tedavi sırasını bekliyor. bir bebek gördüm hasta ve ciddiyetle baktı bana. gülümsedim ona kafasını çevirdi. yemişim senin ciddiyetini deyip şebeklik yaptım iki dakika sonra kıkır kıkır güldü. bebeğin hastanede işi olmaz. ayaklarına gidin siz onların. şu beyaz koridorlara onların o saf rengi uymuyor çünkü.sırf bunun için gitmelisiniz. bir de bir adam vardı. ellerimi kaşıyordum, göz göze geldik. elinde bir kağıt bekliyordu sırasını. ama hastalık pekte umurunda değilmiş gibiydi. kulağımda müzik çalıyordu. sesleri pek duymuyordum insanların. sonra kapandı müziğim, sesler geldi.
hasta ama hastalığının dışında herşeyi düşünen devlet hastanesi hastalarının uğultusu. bu yüzden koridorda bir çocuk koşsa başkalarının rahatsızlığını bahane edip hemen kızıveriyorlar. hastaneden şefkat bekleyen insanlar bunlar. şefkat beklediklerini kendileri bile bilmiyorlar.
 tansiyon ölçme aleti vardı koridorda. ne korkunç şey yahu o! kolumu içine sokuyorum gitgide şişiyor. kolum içinde kalacakmış gibi. şişti, korktum kapatmadan kolumu çekemeye çalıştım. allahım! çıkmıyorda. imdadıma bir teyze yetişti. biz türkler hastanede ve otobüslerde yabancı nedir bilmeyiz. hemen kaynaşır iki dakika da hikayelerimizi döküveririrz ortaya.
doktor!
pia mı kanserdi ben mi?
kanser olan sendin mi!? pia benim kanserli parçamdı yani ve alınması gerekiyordu. öyle mi?
alındı tabi...
eksiğim şimdi. soğuk havalarda en çok orası üşüyor biliyor musun? rüzgarlar orama orama vuruyor.
 boşluk işte...
daha başka nasıl anlatılır ki?
 eksikliği bu kadar hissedilmesin diye keyiften  deyip aslında o yaramı hissetmemek için içtim hep. sonrası malum buralardayım işte... alkolik değilim olamam da! sahi pia'yı almadan ruhumdan kanser temizlenemez miydi?
şu kolum tansiyon aletinin içinde kalacak diye korktuğumda bana yardım eden teyze var ya. şekeri çok yüksekmiş,  bir ara bacağını keseceklermiş. gülümsedi sonra bana çok şükür iyiyim şimdi ama düşmüyor şekerim kör olasıca dedi.
doktor bey hepimiz eksiğiz. bu eksikle nasıl yaşanır onu öğrenmeyi becermeye çalışıyoruz. bence kanımı almak yerine şu rüzgarlı havalarda şu giden parçamın olduğu boşluk  nasıl acıtmaz beni bana onun reçetesini verin.
hava öyle güzel ki ve bugün çokça hikaye göreceksiniz. bence iki laf söyleyip göndermek yerine hepsinin hikayesini dinleyin. hepimiz sizden bir şey bekliyoruz. beklediğimiz şeyi en iyi siz biliyorsunuz.
kusura bakmayın kanımı aldırmayacam. içmeye devam edebilirim ya da bir gün kendimi durdurabilirim bana kalmış bir şey. siz beni kan aldırmya göndermek yerine şu boşluk nasıl dolar onu söyleyin.
size vakit veriyorum. o zamana kadar görüşmek üzere...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder