git gide kopuyorum. bağlılıklar korkunçlaşıyor gözümde. bir adama bağlanmak intihar etmekle eş değerde. aslında öyle de çünkü gelir ve giderler. her aşk bir gün biter. sonra bir yatakta şişmiş gözlerle ölünü bulurlar, yıkarlar. tekrar seni dünya kazanına atarlar. nasıl korkuyorum bir bilseniz?
insan yalnızken korkak oluyor. korkularını yenince tek kişilik bir ordu oluyor ama. bir ilişkiye başlayacaksann ordunu kurmadan dokunma bile.
bir adam sevecektim. sevdim değil sevmeye niyetlenmiştim. tam niyet etmiştim ki. onunla paylaşacağım cümleleri ve yaşayacağım hikayeleri bir yatakta kürtaj etti.kürtaj sayım artıyor. bilirsiniz belki bunca kürtaj sonunda hangi hikaye tutunur ki?bu fotoğraftaki eller...
ben bu ellere çok aşıktım. kitabı tutuşu, sigarayı tutuşu, birayı tutuşu, saçlarını tutuşu, umudunu tutuşu, umutsuzluğunu parmaklarının arasında saklaması...
ellerimin üşümesi hep yalandı sırf ellerinin içine ellerimi sığdırmak için kurulmuş.
''bira içerken saçları uzun
parmakları korkunç ve kalabalık''
ben terk ettiğim adamlarda bile terk ediliyorum.
ben bütün hamileliklerimde kürtaj oluyorum. pantolonumun düğmesi hep kopuyor kürtaj sonrası kapatırken. sokaklar boyu insanlar bana bakıyor.
umutsuzluğumun nedenini anlıyor musun hı!?
*ıssız bir adaya düşşen yanına alacağın üç şey nedir merve?
- ımmmmm fidelin elleri, fidelin elleri, fidelin elleri.
onu özlemiyorum. onu artık sevmiyorum, onu anlatıyorum sadece hep belli bir düzende takıntı bu ya...
''o diye biri vardı galiba'' diyorum.
ama ellerine hala aşığım!
son kopan pantolon düğmem akşam güneşi zamanında, bir çatının karşısındaki odada bir kuşun ağzının içinde gitti. bebeği dostumun odasına gömdüm. o odada hepimizin ruhu yaşayacak...
hiç bir şey kaybolmuyor nihayetinde

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder