Translate

25 Temmuz 2011 Pazartesi

nasıl olur?

uykudan yeni uyanmıştım(çok mu uyuyorum?) bir insanın ölüm haberi kaç değişik şekilde yayılır etrafa. ne kadar türü olursa olsun hepsi cam kırığı olur avuçlarda. sıkıverirsin susabilmek için, kanatırsın ellerini sonra. sonra ''onu'' düşünüp yere pıt pıt damlayan kanları izlersin sakince.ölüm sakinliğince... ölüm tek kişilik değildir. her ölüm bir kaç kişiyi daha beraberinde götürür kanımca.
 -ölen ve ölüm haberini alanlar-
sanatçı ruhlu kadınlara inanıyorum ben. kırılganlıkları canımı yakıyor. okudukça, gördükçe  onları yanlız; yalnızlığım azalıyor. bir kaç ay önce tanıdım didem madak'ı. anlattı, dinledim. şaşkınlıklarına başımı yasladım. kelimelerini saçlarımın arasına doldurdum. nasıl desem? uzunca sustum onu okuduktan sonra, cümlelerinde kendimi buldum. üzüyor ya bazen dünya. ama kimse böyle üzülmüyor. şaşırtıyor ya bazen,kimse böyle şaşırmıyor.
 biz insanlar benzer şekilde sevinç ve hüzün yaşadığımız insanları severiz.
sever miyiz?


gün battı, bulutlar hareket etti. bir kahve fincanı içeride beni bekliyor. yokkuğunda ne şekilde tutup ucundan içmeli? küçük kızın uyuyor, uyanıyor. dünya hala çaresiz, bu çaresizliğe şahit insanlar hala şaşkın. ''hala'' değişimi sevmiyor. ona nasıl sevdiririz?
''hala'' öldüğünü bilmiyor. ona nasıl söyleriz?
belki de söylemeyiz,
pul biber dökeriz üstüne  hayatın''evet çok acı'' deriz.
bak radyo açıldı, kediler evinin önünde saygı duruşunda, çiçekler ağlamaklı.
insanlar?
şşşt... onlar ''hala''da
yaslı pul biber mahallesinden sevgiler
şaşkın biraz da.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder