Kanatların, odandaki mumların ve perdelerin hep açık olsun olur mu bana? ''Hep'' yoktur biliyorum ama ''olur'' dersen inanırım buna. Ayrıca limanda şarap içmek kutsaldır.Dalgalanıp durulmak gibisi var mı? Peki ya yağmurun yağışını görmek sokak lambalarından seni dinlerken( buna bazen inanmasanda)? En güzeli de sohbetin sonrası ağzımda kalan tat...
Limanda şarabını yudumlarken; uzaktan geçen gemileri izleyip, gitmeye niyetlenmek. Attilla İlhan'ın dizelerini duyup, martılarla çoşup, denizin tuzuyla karışmış rüzgar saçlarına karışırken derin bir nefes alıp gidememek ve gidemeyeceğini bilip yine de inatla her gemi geçişinde gitmeyi hayal etmek gibi... Beni anlıyorsun değil mi?
Uzun lafın kısası efendim teşekkür ederim.
Gecenin anısına bu da benden sana.(Tıkla)
Not: Karanlıktan korktuğum için salonun lambasını açtığını yeni fark ettim, bu cümleleri yazarken yani. (Bazen oluyor bana bir cümlenin, bir zamanın tam ortasında anlayamadığım şeyler sonradan anlamlanıyor. Beni ne yapmalı? Belki de gemilerle göndermeli...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder