Ece Temelkuran'ın ''Muz Sesleri'' kitabını okudun mu?
2010'un ocak-şubat ayında ne yaptın desen? hatırlamam. öyle silik ki görüntüler.
Ama bir kitap var ki. Başımı dizlerine yasladığım. Saçlarmı okşata okşata uyuttuğum. (kadınların birbirlerini saçlarından iyileştirdiğini oradan öğrenecektim)Sakince göz yaşı döktüğüm, kendimi gördüğüm, yeni hikayeye başlamak için güç bulduğum...
''hiç olmayı dene, asıl hikaye orada başlıyor'' diyordu hiçlik noktasındayken ben.
''ne yaşarsan yaşa geriye sadece bir hikaye olarak kalıyorsun, hiç olmamış gibi yalanmış gibi gelen'' pencereden dışarıya bakıyordum uzun uzun.
“sanırım sana mektup yazmak ruhuma gövdemden başka bir ev kurmaya yarıyor. temiz ve yarasız bir ev. çünkü artık hiçbir şeyin parçası olmak istemiyorum.''çirkin yazım sayfaları dolduruyordu. Mektuplar gönderilmesede yazılıyordu. Yazılmasını yasal kılıyordu kitap.
Bazen kalabalık bir grupla birlikte yolda yürürken arkada kalırım. Eğer kimse nerede olduğumu sormazsa kendimi fasülyeden sayarım. Nedenini bilmediğim bu hareketimi, karşısına otutturup bana anlatıyordu kitap.
2010'un ocak-şubat ayında ne yaptın desen? hatırlamam. öyle silik ki görüntüler.
Ama bir kitap var ki. Başımı dizlerine yasladığım. Saçlarmı okşata okşata uyuttuğum. (kadınların birbirlerini saçlarından iyileştirdiğini oradan öğrenecektim)Sakince göz yaşı döktüğüm, kendimi gördüğüm, yeni hikayeye başlamak için güç bulduğum...
''hiç olmayı dene, asıl hikaye orada başlıyor'' diyordu hiçlik noktasındayken ben.
''ne yaşarsan yaşa geriye sadece bir hikaye olarak kalıyorsun, hiç olmamış gibi yalanmış gibi gelen'' pencereden dışarıya bakıyordum uzun uzun.
“sanırım sana mektup yazmak ruhuma gövdemden başka bir ev kurmaya yarıyor. temiz ve yarasız bir ev. çünkü artık hiçbir şeyin parçası olmak istemiyorum.''çirkin yazım sayfaları dolduruyordu. Mektuplar gönderilmesede yazılıyordu. Yazılmasını yasal kılıyordu kitap.
Bazen kalabalık bir grupla birlikte yolda yürürken arkada kalırım. Eğer kimse nerede olduğumu sormazsa kendimi fasülyeden sayarım. Nedenini bilmediğim bu hareketimi, karşısına otutturup bana anlatıyordu kitap.
Terk edilmiştim. Geçecek diyordum. Bir sabah her şey bitmiş olarak uyanacağım. diyordum.
"kadında zaman geçmez. sakın günün birinde iyileşmek için zamana güvenme." diyordu, başımı önüme eğip çaresizce kabulleniyordum.Gönderilmemiş mektuplarla dolu masam tozlanıyordu. Sonra rüzgar odama giriyordu penceremden. ''Hakikat tozda, rüzgar gelsin, uçursun ve sen onun peşine düş'' diyordu. Bavulumu ikinci evim yaptım.
Ben hep geç kalırım. Durağa ulaştığımda otobüsüm çoktan gitmiş olur. Diğer otobüs içinse daha çok erkendir. Sonra muzlara bakarım. Seslerini duymaya çalışırım. Bazen sesleri gelmesede seslerini duyarım.
"kadında zaman geçmez. sakın günün birinde iyileşmek için zamana güvenme." diyordu, başımı önüme eğip çaresizce kabulleniyordum.Gönderilmemiş mektuplarla dolu masam tozlanıyordu. Sonra rüzgar odama giriyordu penceremden. ''Hakikat tozda, rüzgar gelsin, uçursun ve sen onun peşine düş'' diyordu. Bavulumu ikinci evim yaptım.
Ben hep geç kalırım. Durağa ulaştığımda otobüsüm çoktan gitmiş olur. Diğer otobüs içinse daha çok erkendir. Sonra muzlara bakarım. Seslerini duymaya çalışırım. Bazen sesleri gelmesede seslerini duyarım.
Kitabın bittiği yerde muz sesleri başladı anlatmaya Beyrut'u, iç savaşı, ortadoğulu olmayı, kadınlığı,ölmeyi,hiçliği,başlamyı,yabancılığı,anneliği ve daha pek çok şeyi...
Bir de akşam güneşinde odamın penceresinden muz bahçesini görseniz keşke...
Ve seslerini birlikte dinlesek sizinle durakta geç kalmış beklerken ve beklerken.
“onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim. muz seslerini dinleyecekti. nasıl sevineceğini, hayret edeceğini düşündükçe…”
Bir de akşam güneşinde odamın penceresinden muz bahçesini görseniz keşke...
Ve seslerini birlikte dinlesek sizinle durakta geç kalmış beklerken ve beklerken.
“onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim. muz seslerini dinleyecekti. nasıl sevineceğini, hayret edeceğini düşündükçe…”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder